- Dolar: 44.9377 - Euro 52.5355
EUR Alış: 52.5355
EUR Satış: 52.7460

TİP MİLAS’IN TEK KADIN BELEDİYE BAŞKAN ADAYINI TANITTI


  • Milas Havadis - Şubat 15, 2024 -

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milas’ta kendi belediye başkanı adayı ile seçimlere katılacağını açıkladıktan sonra ilçe binasında gerçekleştirdiği basın toplantısıyla adayını tanıttı. TİP Muğla İl Başkanı Pınar Göktürk, “Siyaset artık yaşlı, zengin ve yıpranmış erkeklerin işi değildir. Siyasette her zaman kadınların, emekçilerin ve gençlerin yeri olması gerekiyor.” dedi.

 

Toplantıda ilk konuşmayı yapan TİP Milas ilçe örgütü başkanı Cem Nurgün şunları söyledi…

“BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ, MİLAS’IN ÖZ KIZI BADE DUDU TAKIM’DIR…

Sevgili hemşerilerim, Değerli Milaslılar,

Türkiye İşçi Partisi olarak, bugün burada halkımızla birlikte Milas’ın yönetimine talip olduğumuzu ilan ediyoruz.

Pazartesi günü akşam saatlerinde partimizin sosyal medya hesaplarından anons edildiği gibi Milas Belediye başkan adayımız, Milas’ın öz kızı Bade Dudu Takım’dır.

“BEĞENMEDİĞİNİ DEĞİŞTİRME İRADESİ ORTAYA KOYACAK İNSANLARA İHTİYACIMIZ VAR…

Yoldaşımız, her konuyu sükunetle ele alan, karşılaştığı her insanın olumlu yönlerini ortaya çıkaran nadide bir insandır.  Doğduğu Dörttepe köyünde hayatın ona çizdiği çerçeveyi kabul etmeyerek 30 yaşından sonra inadı ve iradesiyle kendi hayatını kuran, zorluklardan yılmayıp tek başına iki çocuk büyütmüş bir anne olarak, Anadolu kadınının dirayetini ve Türkiye İşçi Partisi’nin devrimciliğini karakterinde taşıyor.

Oturduğumuz yerden sızlanarak ülkemizin giderek kötüye gidişini engelleyemeyiz. Bade Dudu Takım yoldaşım gibi beğenmediğini değiştirme iradesi ortaya koyacak insanlara ihtiyacımız var.

Biz elbette her sorunu tek başına çözeceği iddiasındaki kibirli şahıslara itibar eden bir parti değiliz. Gücümüzü, halkla birlikte örgütlü gücümüzden alıyoruz. Mimarlarımız, öğretmenlerimiz, mühendislerimiz, iktisatçılarımız; işçi sorunlarını birebir yaşayan işçimiz, ektiğiyle geçinemeyen çiftçimizle biz bir takımız. Başkan ve belediye meclisi üye adaylarımızla, halkımızla, birlikte Milas belediyesini yönetmeye hazırız.

Takım’ın belediye başkanlığında, belediyeciliği rant paylaştırma siyaseti olarak gören anlayışı bitireceğiz. Gençlerimize alan açacağız. Bu şehrin geleceğinde, geleceğini bu şehirde gören insanların söz sahibi olmasını sağlayacağız.

“UMUTSUZLUĞA ALIŞMAYACAĞIZ!

Bizim bir hayalimiz var: çocuklarımızla birlikte sağlıklı, güvenli, pazar yerleri ucuz ve bolluk içinde, betona boğulmamış yeşil bir ülkede, ay sonunu getirme derdine düşmeden, su yokluğu çekmeden, özgür ve eşit olarak barış içinde yaşamak istiyoruz. Bu aslında ulaşılmaz bir hayal değil; sadece zihnimizdeki öğretilmiş çaresizlik zincirlerinden kurtulmamız gerekiyor.

Bize birbirinden farkı varmış gibi sunulan, aynı düzenin temsilcilerine mecbur değiliz. Elbette yağmacılara teslim olamayız. Ama bu korkuyla, diğer taraftan talanın sürüp gitmesine göz yumamayız. Zorbaların ve zenginlerin belirleyici olduğu siyaset anlayışına karşı, toplumcu bir seçeneği yaratmak, en temel varoluş amacımızdır. Umutsuzluğa alışmayacağız!

Değerli yurttaşlar, Milaslılar! Bu şehir sizindir. Şehrinizin yönetimine bizzat el koyma vakti gelmiştir.

Milas’ın geleceğini hep birlikte kuracağız. Tip sizin, belediye sizin!

İlçe Başkanı Nurgün konuşmasını bitirdikten sonra TİP Milas Gençlik Büro sorumlusu Su Baydar, Yerel Yönetim Çalıştayı basın sunumunu okudu:

YEREL YÖNETİM ÇALIŞTAYI BASIN SUNUMU

Milas tarihiyle, doğasıyla, etnik yapısıyla ve binlerce yıllık kültür birikimiyle çok değerli bir şehirdir. Bu nedenle, geleceği inşa ederken geçmişi korumaktan vazgeçmemeli, yaşayan bir müze kent olmasını sağlamalıyız.

Kıyıların, tarım arazilerinin ve zeytinliklerin sanayiye ve imara açılmasının getirdiği zararları bıkmadan anlatmalı ve hızlı, alt yapısız beton yapılaşmayı önlemek için çalışmalıyız.

Şehrin merkezini, Milas evlerini ve mahallelerini ayağa kaldıracak projeler geliştirmeli, Arasta’yı geçmişine yakışacak biçimde canlandırmalıyız.

Milas’ın köylerindeki kendine yeten hayatların sürmesinin önemini hiç unutmamalı, alt yapı sorunlarını hızlıca çözmeliyiz.

Zeytinin ve zeytinyağının daha sağlıklı şartlarda üretilmesini önemsemeli, markalaşmanın getirisini iyi anlatmalı, soğuk sıkım fabrikaları ve zeytinyağı enstitüsü kurulmasını desteklemeliyiz.

Ekonomik nedenlerle tarımsal üretimden vazgeçmek yerine, birliğin, birlikte üretmenin ve birlikte kazanmanın değerini hatırlamalıyız. Yöneticilerin kötüye kullanımları nedeniyle değer kaybına uğrayan kooperatiflere katılımı desteklemeliyiz. Geleneksel imece yöntemlerinin daha etkili kullanılmasını sağlamalıyız. Ata tohumuna erişimi kolaylaştırmalı, fide dağıtımını çeşitlendirmeliyiz. Bir soğuk hava deposu ve sebze-meyve hali ile üreticiden tüketiciye aracısız zinciri kurmalıyız. Bodrum’daki turizm pazarını etkili biçimde kullanmalı, üreticiye yeni ekonomik açılımların peşine düşmeliyiz.

Çeşitli iş kollarındaki işçilerin ağır koşullarda ve örgütsüz çalışmak zorunda kaldıklarını ve sendikalaşmanın yaygınlaşması gerekliliğini ısrarla vurgulamalı, yan yana durarak emeğin gerçek değerini talep etmeliyiz.

Milas’ın, iklim değişikliğinin çevre üzerindeki sonuçlarından en çok etkilenen Muğla ilçelerinden biri olduğunu unutmamalı, olumsuz etkileri ile kapsamlı olarak mücadele etme gerekliliğini hatırlatmalıyız.

Pazarlarda, balık çiftliklerinde, otellerde çalışan kadınları, patronların ve işçi simsarlarının ekonomik sömürüsünden korumalıyız. Emeklerinin karşılığını alamadıkları için halı dokumayı bırakan kadınları aracıların ekonomik kıskacından kurtararak ünlü Milas halısını gelecek kuşaklara taşımalıyız.

Şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar için güvenli, kolay ulaşılabilir çözümler hazırlamalı, Alo başvuru hattı ve sığınma evi kurmalıyız. Kırsalda ve merkezlerde cinsel sağlık konularında ücretsiz bilgilendirme, psikolojik danışmanlık desteği, toplumsal cinsiyet rollerini anlatan eğitimler ve avukat danışma imkânı sağlamalıyız.

xxx

Milas merkezde raylı ulaşım, yayalaştırma, kaldırım işgallerinin önlenmesi ve katlı otopark çözümlerini gündeme getirmeliyiz.

Yaşlılar, engelliler, dezavantajlı gruplar için ücretsiz ve nitelikli günlük ve yatılı hizmetlerin yaygınlaşmasını sağlamalı, köylerde geleneksel yaşantıya uygun ortak alanlar tasarlamalıyız.

Engellilerin hayata katılmaları, istihdam edilmeleri için gerekenleri yapmalıyız, ailelerini desteklemeyi ihmal etmemeliyiz, eğitim almalarının önündeki engelleri yok etmeye, kaynaştırma sınıflarının doğru kullanılmasını sağlamaya odaklanmalıyız. Onlar için yapılmış gibi görünen çözümleri göstermelik olmaktan çıkartmalı, işlevsel hâle getirmeliyiz.

Kamu kreşlerinin sayılarını ve imkânlarını artırmalı, iş yerlerinin kreş konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlamalıyız.

Öğrenciler, kent yoksulları ve evsizler için barınma alanları hazırlamalıyız. Mahallelerde ortak çamaşırhane ve yemekhaneler kurulmasını desteklemeliyiz.

Spor alanları ve yürüyüş yolları ile düzenlenen parklarda ücretsiz internet kullanımı sağlamalıyız. Kadın kahveleri, engelliler ve yaşlılar için hobi bahçeleri ve ücretsiz oyun-spor platformları açmalıyız. Milas’a sinema, tiyatro, sanat galerisi olan kültür ve sanat merkezleri kazandırmalıyız. Açık hava sinemalarını geri getirmeliyiz.

Parklarda ve yollarda, yaprak dökmeyen ağaçlarla gölge alanlar oluşturmalı, sadece insan merkezli düşünmeden, kuşların yaşam alanlarını yok etmeden budamalar yapmalıyız. Balkon bitkiciliğini özendirmeliyiz.

Ulaşımı ucuzlatmalı, dezavantajlı gruplar için indirimler sağlamalı, köylerle merkezi birbirine bağlayan ring seferleri düzenlemeliyiz.

Tüm öğrencilere günde bir öğün ücretsiz yemek verilmesinde ısrarcı olmalı, yaşlılar, gençler, yoksullar için aşevleri açmalıyız.

Eşit yaşam hakkına sahip tüm hayvanların, tedavi ve kısırlaştırma işlemlerinin de yapılacağı bir sisteme ihtiyaçları olduğunu unutmamalıyız. Hayvanların yaşam hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması için etkili olmalıyız. Kreş ve yaşlı bakım merkezleriyle birlikte düşünülecek, gönüllülerin çalıştığı, ziyarete açık ortak yaşam alanları ile koşullarını iyileştirmeli, onları sorun olarak görmekten vazgeçmeliyiz.

xxx

Süt ve et besiciliğinde yem ve süt fiyatları arasındaki dengesizlik nedeniyle üreticilerin maliyeti zor karşıladığını ve verimin giderek düştüğünü, yok olan meralar nedeniyle hayvanların uzun süreler sağlıksız ortamlarda bağlı kalmalarının hem hayvan sağlığı hem de ürün kalitesi açısından sıkıntı yarattığını unutmamalı, çözüm yolları için çalışmalıyız. Mandıralar ve tanzim satış mağazaları kurmalıyız.

Küresel ısınma, yangınlar, zirai ilaçlar ve bilinçsiz uygulamalar nedeniyle verimi azalan ancak bir marka olarak varlığını sürdüren Milas çam balının üretiminin verimli olarak sürmesi için destekleme programları hazırlamalıyız.

xxx

Su kullanımındaki kayıp kaçakların, yanlış su kullanımının ve tarımda aşırı sulamanın önlenmesi, su bütçesi uygulanması, susuz tarım gibi çözümlere yönelmeliyiz. Yağmur suyu hasadını yaygınlaştırmalıyız. Havuzları denetlemeli ve kısıtlamalıyız. Su analiz raporlarını yayınlamalıyız. Su ve kanalizasyon hizmetleri özel bir şirkete devredildiği için ülkenin en pahalı su hizmetini alan, buna rağmen kanalizasyon yatırımları yapılmadığı için foseptik taşkınları yaşayan Güllük halkının su hakkını savunmalıyız.

Maden projeleri ve termik santrallerin, ormansızlaşma ve tarım arazileri kaybının önde gelen sebeplerinden olduğunu, yeraltı ve yerüstü sularını tükettiğini gözler önüne sermeye, bunlarla mücadele etmeye, arazi satışlarını önlemek için etkili yollar aramaya devam etmeliyiz. Halka danışmanlık ve hukuki destek vermeliyiz.

Güneş enerjisinin daha etkili kullanılmasını öncelikli hâle getirmeliyiz. Geri dönüşüm, çöp ayrıştırma, kompost yapımı gibi yöntemleri kullanmalıyız.

Madenler ve inşaatlar için günün her saatinde taşıma yaparak hafriyat tozuna maruz bırakan kamyonların ve TIR’ların, köylere, yollara, içme suyu şebekelerine zarar vermesini engellemek için geçiş güzergâhlarını düzenlemeli, trafiğe çıkış saatlerini kısıtlamalı ve denetlemeliyiz.

Kömürsüz Muğla için santrallerin kapatılması, yeni ruhsatların verilmemesi ve adil dönüşüm çalışmalarının başlaması süreçlerinde, buralarda çalışan işçilerin ve köylülerin hak kaybına uğratılmadan istihdamı için sorumluluk almalıyız. Geçimini dolaylı olarak bu santrallerden sağlayan yöre halkına alternatif çözümler üretmeliyiz.

ÇED süreçlerinde, kamu yararının gözetilmesi konusunda baskı mekanizmaları kurulmasını ve süreçlerin buna göre yürütülmesini sağlamalıyız. ÇED süreci başladığından beri “olumsuz” gelen ÇED raporunun çok az olduğunu unutmamalı ve görevi kötüye kullanma davalarının açılmasını gündeme getirmeliyiz.

Mazı çayının kirlenmesi ve Tuzla’ya çıkışının kapatılmasıyla zarar gören akiferin kurtarılmasını gündemimize almalıyız. Bargilya Tuzlası ve Güllük Dalyanının, göçmen kuşlar için önemli bir konaklama, üreme ve dinlenme yeri olmasının yanı sıra kültür turizmi ve deniz turizmine hizmet verdiğini göz önünde bulundurarak millî park ilan edilmesini sağlamalıyız. Yüksek tonajlı gemiler ve büyük yatlar için hazırlanan liman ve marina projelerinin körfezi öldüreceğini unutmamalıyız.

Çekek alanı ve iskelelerin balıkların yumurtlama alanlarını işgal ederek üretimi etkilediğini, doğal balıkçılığın giderek azaldığını, kültür balıkçılığında kullanılan suni yemlerin ve atıkların deniz kirlenmesine ve dolayısıyla balıkların ve diğer deniz canlılarının tükenmesine yol açtığını unutmamalı, önlemek için etkili yöntemler kullanmalıyız.

Menderes nehri ile bağının kopması sonucu beslenmeyerek giderek canlılığını yitirmekte olan Bafa gölünü nasıl kurtarabileceğimize kafa yormalı, bu konularda çalışan bilim insanlarıyla iş birliği yapmalıyız.

xxx

Sosyal ve halkçı belediyecilik ancak katılımı destekleyerek mümkün. İlgili, bilgili, çözüm üreten, rant çevreleriyle ilişkilenmeyen, her kesimin sesini duyurma çabası içinde olan insanlardan oluşan bir meclisle, önceliklerimizi sıraya koyarak, kısa ve uzun vadeli planlamalarla Milas’a hakkı olan değeri verebiliriz. Birlikte üreterek, yan yana durarak.

Açıklamanın ardından TİP Milas Belediye Başkanı adayı Bade Dudu Takım söz aldı ve şunları söyledi…

“ŞİMDİYE DEK YAPILAN KİRLİ RANTÇI SİYASETİN TAM KARŞISINDA DURMAYA GELİYORUM…

“Milas Dörttepe 1980 doğumluyum. İki çocuk annesiyim. Uzun zamandır aktif çalışma hayatının içindeyim. Yoga ve Pilates eğitmenliği yapıyorum.

Kendimi bildim bileli, içinde bulunduğum yaşamı ve mevcut şartlarımı daha iyiye taşıma mücadelesinde oldum.  İçinde yaşadığım yeri, yürüdüğüm sokağı da aynı hislerle önemsiyorum. Huzurlu bir kentte yaşamanın yolunun yalnızca o kenti sevmek değil, ihtiyaçlarını da gözetmek olduğunu düşünüyorum.

Ben bir yaşam savunucusu olarak aileme, komşularıma, Milas sakini tüm hemşerilerime halkçı, toplumcu Belediyecilik anlayışını göstermek ve bu modeli hayata geçirerek gençlere de bir anlamda öncülük etmek istiyorum. İçimdeki umut ve başarma azmi bu zor zamanlarda belki hiç tanımadığım insanlara da ışık olur. 5 yıl sonra tekrar seçimlere katıldığım da karşımda rakip olarak aydın ve pırıl pırıl genç yüzler görmek istiyorum.

“DOĞAYA, İNSANA VE HAYVAN HAKLARINA HASSASİYETİMİN KARŞILIĞINI TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ`NDE BULDUM…

Sosyal Belediyeciliğin gereklerini yapmaya ben ve partim hazırız. Köyde doğmuş ve Milas`ta yaşayan bir Kadın olarak kırsal ve yerel yaşamın zorluklarının farkındayım. Atıl bir belediyecilik anlayışıyla yönetilen Milas’ta kendi kaderine terkedilen köylerimizin ve mahallelerimizin yanındayım.

Şimdiye dek yapılan kirli rantçı siyasetin tam karşısında durmaya geliyorum. Talan edilen doğamız, kirlenen havamız, yok olan suyumuz, incinen kadınımız ve gencimiz, yaşlımız, çocuğumuz ve yok sayılan her bir bireyimiz için buradayım. Yeniliğe, dönüşüme hazır olduğum gibi çözüme de hazırım” Dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir