Yükleniyor...
CHP Milas Belediye Başkan Aday Adayı Suat Özcan, dün sabah ilçedeki basın mensuplarıyla, Esentepe Restaurant’ta düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmelere değinen Özcan, doğal olarak Milas’ta bu gelişmelerden olumlu veya olumsuz yönde etkilendiğini belirterek; “Bu nedenle yola çıkış sloganımı ‘Birlikte Yöneteceğiz’ olarak adlandırdım. Çünkü gelinen noktada hiç kimse ilçenin yönetimdeki paydaşlarını, dahası şehirlerde yaşayan yurttaşları görmezlikten gelerek bir yönetim modeli sergileyemez” dedi.
Gerçekleşen kahvaltıda sözlerine, şehit düşen askerlerimiz için; “Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Umarım bu son olur. Ülkemiz ve milletimiz böyle acıları bir daha yaşamaz. Tüm ülkeye başsağlığı diliyorum. Ülkemiz bir an önce hem demokrasi hem de ulusal güvenliğini tehdit edecek problemleri ortadan kaldırmalı ama giderek yalnızlaşan bir ülke olarak yaptırımlarımız bunu ne kadar sağlar onu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum” diyerek başlayan CHP Milas Belediye Başkan Aday Adayı Suat Özcan konuşmasını şöyle sürdürdü:
ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA YAŞANAN HER TÜRLÜ GELİŞMEDEN MİLAS’TA ETKİLENİYOR.
“Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmelerden elbette ilçemizde etkilenmektedir. Yaşanın olumsuzluklardan ben de etkileniyorum ve elbette üzülüyorum çünkü ben de bu kentte sizlerle birlikte yaşıyorum. Tarım ve hayvancılık son yıllarda göz ardı edilmeye başlandı. Ben konuşmama buradan başlamak istiyorum. Somut olarak tütünün yasaklandığı, pamuğun girdi maliyetlerinin artması nedeniyle geçmişe nazaran bölgemizde daha az yetiştirildiğini, uygulanan fiyat politikaları ile tarımsal faaliyetlerin artık sürdürülemez olduğu Milas’ta, kırsaldan kente büyük bir göç yaşanıyor. Dünyanın hiçbir yerinde gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkesinde bu kadar hızlı bir göç var mıdır, bunun gerçekten araştırılması gerekir. Hatırlarsınız 2000’li yılların başında Milas’ın nüfusu 30 binlerdeydi yani 37 veya 38 bin civarındaydı bugün ise nüfus bu sayının 2 katından daha fazla… Gerçi Türkiye’ye baktığınız zaman da durum farklı değil! Ülkeyi yöneten iktidarın başındaki Sayın Cumhurbaşkanı hatırlarsanız evlenen çiftlere en az 3 çocuk yapın diye nasihatlerde bulunuyor. Dolayısıyla son 20 yılda nüfus artışının bu noktaya gelmesinde eminim bu anlayışın ciddi bir payı vardır. Bu ülkede her yıl 1 milyon civarında nüfus artışı var. Bunu neden söylüyorum. Nüfus artışı doğrudan istihdamı, işsizliği, ailelerin ekonomisini dolayısıyla şehirlerin ve ülkenin de ekonomisini etkileyen bir unsurdur. Beraberinde trafik, eğitim, sağlık, konut, kira ve ulaşım gibi en temel günlük yaşamı etkileyen alanlarda da sorunlar oluşturuyor.
Nüfusun artması ile ülkede kişi başı düşen milli gelirdeki pay da azalıyor. Bir tanesi Milas’ta olmak üzere ilimizde 2 tane havalimanımız var ama ne yazık ki demiryolunun olmadığı üç-beş ilden birisidir Muğla… Bildiğiniz gibi komşu ilçemiz Söke’ye kadar gelen demiryolu bugüne kadar Milas’a ulaşamadı. Bütün bunları topladığımızda bir metropol şehir olan Bodrum’a karayolu ulaşımının Milas’tan sağlanıyor olması, trafiği çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Buna bağlı olarak da kentte yaşayan insanın günlük yaşamını doğrudan etkileyen bir unsur özellikle kış aylarında okullarımızın açık olması ve öğrencilerin sabah ve öğle saatlerinde okula giriş, akşam saatlerinde çıkış yapmaları anında kent trafiği adeta işin içinden çıkılmaz bir noktaya geliyor. Gerçekten hafta içi sabah 7.30 ile akşam 18.00 saatleri arasında çok yoğun bir kent trafiğini gözlemliyoruz. Tüm belediye başkanları bugüne kadar bu konuda bir çözüm üretmeye çalışsalar da belli bir noktaya kadar başarılı olabildiler.
YÜKSEK ENFLASYON VE HAYAT PAHALILIĞI VATANDAŞI ZORLUYOR.
Enflasyon ve hayat pahalı nedeniyle yaşanan ekonomik sorunlar tarım ve hayvancılıkta, marketten manava, pazara her alanda insanımızı zorlamaktadır. Girdi maliyetleri o kadar arttı ki artık çiftçi tarlasını ekip biçemez hale geldi. Hayvancılıkta da durum farklı değil. Evlerimizin mutfağında tencereyi kaynatmak o kadar da kolay değil artık. Bereketli Milas Ovası’nda artık mısır sadece silaj olarak ekiliyor. Onu da çiftçi hayvanları aç kalmasın diye ekip biçiyor. Doğal olarak bunları topladığınızda insanlarımız da bir stres ve gerginlik var. Bu gerginliği ve stresi günün her saatinde ve her alanda görüyoruz. Artık kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Kimse karşındakine saygı duymaz bir hale geldi. Eğer bu görev bize nasip olursa meseleye 4 temel noktadan başlayacağız. Güven, Sevgi, Hoşgörü ve Saygı… Belediyenin günlük yapması gereken rutin işlerin yanı sıra birkaç ay bu temel noktalarda insanlarımızın birbirlerine güvenmelerine, birbirlerine saygı göstermelerine, birbirlerine hoşgörü ile yaklaşmaları için ciddi bir çaba harcayacağım. Gerektiğinde kurslarla, farklı eğitim yöntemleriyle vatandaşımızın arasındaki güven duygusunu sağlayacağız. Çünkü vatandaş kendisini yönetenine güven duymazsa emin olun yapacağınız hiçbir proje çalışma başarıya ulaşamaz.
ÇOK DEĞERLİ KAYNAKLARIMIZ VAR, YETERİ KADAR KULLANAMIYORUZ.
Tarımımız var, ormanımız var, balıkçılığımız var, denizimiz, kumumuz ve bugüne kadar çok değerlendirilememiş arkeolojik bir yapımız var. Bu konuda elbette iktidarların yapacakları kadar belediyelerin de yapması gerekenler var. Örneğin Çöllüoğlu Hanı’nda Muhammed başkanın yaptıkları çok değerli. Bu tür girişimleri bizlerin daha da arttırması gerekli…
Aday adaylığını açıkladığım konuşmamda belirttiğim gibi bu kenti yönetme hayalim var. Bu hayal bir günde veya bugün ortaya çıkmadı. Gümüşlük Okulu’nda öğretmen iken o gün birlikte görev yaptığım arkadaşlarım da bilirler, bir gün bu kenti yönetmek istiyorum demiştim. Bu nedenle öğretmenlik mesleğinde 25 yılı doldurduğum gün emekliye ayrıldım ve siyasete girdim.
Yaklaşık bir buçuk yıl Cumhuriyet Halk Partisi Milas ilçe yönetim kurulu üyesi olarak görev aldım sonrasında 9,5 yıl ilçe başkanlığı yaptım. Siyaset dışarıdan bakmakla olmuyor. Siyasi bilgi, beceri, felsefe, yöreyi çok iyi tanıma, ekonomik güç… Hepsinin bir arada olması gerekiyor.
O günlerde Muhammed başkan ile yollarımız kesişti ve ben bu düşüncemi ötelemek durumunda kaldım. İlçe başkanlığı süresinde Cumhuriyet Halk Partisi İlçe örgütü ile Milas’ta çok değerli sonuçlar kazandık. Her seçimde oylarımızı yukarılara taşıdık. 2018 yılına geldiğimizde ise Milas’ı temsilen benim milletvekili olarak uygun bulunduğum söylendi. Oysa ben milletvekili adaylığı ile ilgili bir talepte bulunmamıştım ama teklif benim için çok değerliydi kabul ettim ve 5 yıl boyunca bu onurlu görevi yaptım. Bu 5 yıllık süreçte ülkemizin pek çok il ve ilçesini görevli olarak dolaştım. Orada ülkemizin değişik noktalarını ve insanımızı tanıdım. Kaynaklarımızı, ülkemizin değerlerini daha iyi anlama ve tanıma fırsatı buldum. Elbette bu süreçte devletin işleyiş şekli hakkında da daha somut deneyimler elde ettim. Bu görevler nedeniyle belki kendi ilimize yeteri kadar zaman ayıramadık. Çünkü iki gün kendi ilimizde, iki gün Ankara’da, 2 gün de ülkenin başka yerlerinde çalışmak durumunda kaldık. Bir günümüz de zaten yollarda geçti. Bu nedenle kendi ilimize yeteri kadar zaman ayıramadık. Bu da bizim şanssızlığımızdı. Dolu dolu bir milletvekilliği dönemi mi oldu. Keşke çalışmalarımızın karşılığını alabilseydik seçimlerde, iktidar olabilseydik ama muhalefet milletvekili olarak yaptıklarımız, yapacaklarımız sınırlıydı.
Örneğin Milas-Bodrum arası karayolunun birkaç noktasına trafik ışıkları konulmasına vesile olmuş olabilirim. Bir diğer örnek Gümüşkesen Anıtı’nın yanına ‘ucube’ bir müze binası yapılmak istendi, itirazlarımızı yüksek sesle dile getirdik ve o binanın en azından tıraşlanmasını sağladık. Gerçi bakanlık düzeyinde bakan yardımcıları bu girişimlerin sonunda bana ‘yer bul, yer göster yapalım’ dediler, biz bulduk-gösterdik fakat şu ana kadar yapılmadı.
İLK KEZ BİR GÖREVE TALİP OLDUM.
Bugün ilk kez yeni ve farklı bir göreve talip olmamla karşınızdayım. 31 Mart’ta yapılacak yerel yönetimler seçimlerinde Milas Belediye Başkanlığı için aday oldum. Elbette bugüne kadar görev yapmış tüm belediye başkanlarımıza halkımız adına yaptıkları güzel işler için teşekkür ediyorum. Biz daha iyisini yapmak için adayız. Farklı bir yönetim anlayışımız olacak. Örneğin yapacağımız her iş halkın gözü önünde şeffaf bir şekilde yapılacak.
Yapacağımız tüm çalışmalar belediyenin birimlerinin girişlerindeki ekranlarda dijital ortamda görülecek. Yani bu ekranda yapılacak çalışma hem bütçe olarak görülecek hem de aşama aşama hangi noktaya gelindiğini vatandaşımız oradan takip edebilecek. Pazaryeri ile ilgili de farklı bir düşüncem var. Tarla Pazarı dediğimiz yer ile ana pazar yerinin üzerini birleştirip kapatacağız. Altta otopark, üst bölümü de pazaryeri olarak kullanacağız. Böylelikle hem daha modern bir pazar yeri, hem de otopark sorununa bir parça çözüm bulmuş olacağız.
Trafik sorunu gerçekten artık zorluyor. Bu nedenle mutlaka şehrin bazı cadde ve sokaklarında tek yön uygulaması yapmak durumundayız. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde bunu yapmamız gerekiyor. Bunu elbette ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla değil şehrin ulaşımla ilgili paydaşları ile bir araya gelerek ortak bir kararla yapacağız.
TAM ANLAMIYLA ŞEFFAF VE KATILIMCI BİR YÖNETİM ANLAYIŞI…
Bunun içinde büyük paralara gerek olmayan küçük düzenlemeler de kent içindeki vatandaşımızı huzursuz eden mutsuz eden neler vardır bunlara bakacağız. Bunlar trafik yoğunluğu ile mi ilgili, kentteki yaşamın düzeniyle mi ilgili, yürüyüş alanlarıyla mı ilgili, yaşam alanlarıyla mı ilgili bunlara bakacağız. Bunlarla ilgili küçük düzenlemelerle öncelikli olarak bu hoşgörü sevgi saygı ve güvenin yerleşmesini sağlayacağız. Daha sonra da en önem verdiğim şeylerden bir tanesi katılımcılık, şeffaflık, açıklık, hesap verilebilir katılımcılığı… Halkın, sivil toplumun temsilciler anlamında yönetime katılması. Kent konseylerinin, mahalle meclislerinin yeniden işlerliğe kavuşması, bunda kesin kararlıyız. Bunda herhangi bir bireysel hiçbir düşüncemi, duygusal ya da engelleyecek hiçbir şeyi engel olarak görmüyorum. Üçüncüsü yaşamımıza dokunacak karar alınacak. Kararlarda eğer bir tereddüt var ise sandık yani referandum uygulamalarını zaman zaman yapacağız. Çünkü hani basit şeyler işte yol geliş gidiş ayrılsın mı ya da kaldırım uygulaması yapalım mı yapmayalım mı çünkü bazı kişi kişiler kaldırımda işgali normal görüyor. Bazıları da görmüyor gibi gibi benzeri uygulamalarda. Bu ister Milas merkezde isterse Selimiye’de ya da Ören Güllük de fark etmez. Milas sınırları içerisinde her alanda demokratik uygulamaları katılımcılığı önceleyen bir anlayış içerisinde hareket edeceğiz” diyerek ana başlıklar halinde aday gösterilmesi ve seçilmesi halinde nasıl bir yönetim anlayışının olacağını aktardı.
Aday adayı Özcan, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Daha sonrasında Selimiye’ye giden Özcan, Selimiye CHP Belde binasında partilileriyle bir araya gelerek, Yönetim anlayışını onlarla paylaştı.
