Yükleniyor...
Milas’a bağlı Kıyıkışlacık mahallesinde başıboş dolaşan bir koçun saldırısına uğrayan Sezin Umut Önderman isimli bir kadın, koçun vurduğu boynuz darbeleri sonucunda feci şekilde hayatını kaybetti.
Geçtiğimiz hafta Salı günü, Muğla Milas’a bağlı Kıyıkışlacık mahallesinde yaşanan olayda, Sezin Umut Önderman öğle vakti, yaşadığı evinin sokağından Milas’a gidecek saat 12:00 dolmuşuna binmek için durağa doğru yürürken, mahallede dolaşmaları için başı boş bırakılmış sürüdeki bir koçun saldırısına uğradı. Koçun kadına defalarca tos vurmasıyla feci bir şekilde kemikleri kırılarak ve hayati organları ölümcül darbeler alarak, saldırgan koç tarafından feci şekilde darp edilen 71 yaşındaki talihsiz kadın olay yerinde hayatını kaybetti.
Aldığı boynuz darbeleriyle kan gölü içerisinde bulunan kadının imdat çığlıklarının yakın binalardan duyulmaması ve koçun saldırısı esnasında yoldan kimsenin geçmemiş olması sebebiyle ne yazık ki Önderman’ı hayattan kopardı. Talihsiz kadın tesadüfen köpek gezdiren Alman bir çift tarafından yolda yerde kan gölü içinde ve tanınmayacak bir durumda bulundu.
Aldığımız bilgilere göre, konu hakkında soruşturma, Kıyıkışlacık Jandarması ve Milas Başsavcılığınca yürütülüyor.
Mahalle sakinleri, küçük ve büyükbaş hayvanların sadece o gün değil, yıllardır her gün, başları boş olarak sokak aralarında dolaşarak otlamaları için bırakıldıklarını, böyle feci bir olaya neden olabileceği kimsenin aklına gelmediğini, olaydan büyük üzüntü duyduklarını ve tekrarının yaşanmasını asla istemediklerini, sokakların insanlar için güvenli hale gelmesini istediklerini söylüyorlar.
Bilinenlere göre, Kıyıkışlacık 7 yıldan fazladır köy statüsünden çıktı ve mahalle statüsüne geçti. Köyden mahalle statüsüne geçmesi için gereken uyum süreci de çoktan dolmuş görünüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesine bağlanmış olan, Milas Belediyesi sınırlarındaki Kıyıkışlacık Mahallesinde büyük ve küçük baş hayvanlar meskûn mahal dışındaki ağıllarında barındırılıp, yine meskûn mahal dışındaki otlaklarda otlattırılacakları yerde, bu hayvanlar sahipleri tarafından kalabalık nüfusa sahip mahalle içinde birbirine çok yakın nizamdaki evlerin dar bahçelerinde barındırılmaktalar.
Mahallede birçok kişi bu durum yüzünden etrafa yayılan idrar ve dışkı kokusundan çok rahatsız olduklarını, kokudan pencerelerini açamadıklarını, sinek ve böceklerden hatta son yıllarda artan pire ve keneden çok şikayetçi olduklarını söylerken, hayvanların sağlıksız, hijyenik olmayan koşullarda dar alanlarda barındırılmalarından üzüntü duyduklarını belirtiyorlar. Yerleşim yerinde, mahalle içinde insanlarla birlikte yaşamak zorunda bırakılan hayvanlar, otlamaları için de gün içinde başları boş olarak mahalle sokaklarına salınmakta, hatta turistlerin gezdiği antik kentin ören yerindeki açık hava müzesi içinde bile dolaşmaları için bırakılmakta, ancak akşamları toplanmakta, bu durum beraberinde birçok sorunu da getirmekte diyorlar. Mahalleli, bu şekilde başı boş bırakılan hayvanların yolda yürüyen yayalara, oynayan çocuklara ve yoğun trafik içinde araçlara büyük tehlike oluşturduğunu ifade ederlerken, sıklıkla kazalara da neden olduğunu da vurgu yaparken, ve işte istemeyen en korkunç, en feci olay maalesef yaşandı, bir yaşam hayattan kopartıldı diyorlar.
Mahallelinin anlatmasından bu konuda daha önce bir denetimin yapılmadığı, denetim yapılsa dahi yapılan denetimlerin yetersiz kaldığı anlaşılıyor. Denetimsizliği fırsat bilen hayvan sahiplerinin ihmali de ne yazık ki bir insanın canına mal oldu.
Kıyıkışlacık’ta yaşanan olay gibi daha fazla can kayıplarının, acı ve üzüntülerin yaşanmaması için; Mahalle içinde, evlerin bahçelerinde barındırılan hayvanların, Mahalle dışında barındırılmaları ve otlatılmaları, mahalle içi dar yollarda yoğun araç ve yaya trafiğinin içine çıkartılmamalarına yönelik gerekli cezai işlemlerin, yaptırımların en kısa zamanda hayata geçirilmesi ve denetimlerin sıklıkla tekrarlanarak artırılması gerekmektedir.
Mahalle sakinleri bu konuda Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ve Milas Belediyesinin acil olarak inisiyatif göstermesini bekliyorlar.
Kıyıkışlacık Mahallesinde feci şekilde ve acı çekerek can veren Sezin Umut Önderman’nın yakın akrabaları, bu feci ölüme neden olan, ihmali bulunan herkesin en ağır şekilde cezalandırılması için her türlü hukuki yola başvuracaklarını söylerken, belediyelerin bu konuda derhal önlemler alarak yaptırımları uygulamaya koymalarını, mahalle sokaklarının insanlar için güvenli hale getirilmesini istiyorlar.
Umarız yetkililer mahalle halkının seslenişini duyar ve bu konuya biran evvel çözüm getirirler.
Kıyıkışlacık mahallesine çok şey katan Sezin Umut Önderman, bundan yaklaşık 40 yıl evvel, İstanbul Denizbank Kambiyo bölümünden emekli olunca bu güzel sakin 3000 yıllık tarihe sahip şirin antik kente gelerek buraya yerleşmiş ve inşaatını temelden başlatıp bitirdiği zamanında Kıyıkışlacık’ın en şık oteli olan Rönesans oteli uzun yıllar işletmişti. Feci olayın meydana geldiği güne kadar da Kıyıkışkacık’taki evinde yaşamını sürdürüyordu.
Kıyıkışlacık İasos’da çok sevilen ve sayılan bir kişi olan Sezin Umut Önderman’ı anlatanlar,
“Tam bir Cumhuriyet kadınıydı, İstanbul hanımefendisi, zeki, kibar, entellektüel, kültürlü, zarif, neşeli ve enerji doluydu. Çok iyi bir insan ve çok iyi bir komşuydu, onu çok özleyeceğiz, çok erken, hem de çok acı bir şekilde koptu yaşamdan, vefatı ve özellikle yaşamdan kopuş şekli bizleri çok üzdü” diyerek üzüntülerini dile getiren komşuları Sezin hanımı sevgi ve saygıyla anıyorlar.
Talihsiz kadın, çok sevdiği İasos’a, geçen sene kaybettiği eşinin Kıyıkışlacık kabristanındaki kabrinin yanına, ebedi istirahatgahına sevenlerinin dualarıyla vefatının ertesi günü defnedildi.
Elim bir şekilde yaşamını yitiren Sezin Umut Önderman’a, Allah’tan rahmet, acılı ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

O koçun sahibi o hayvanın süsgen olduğunu biliyordur mutlaka böyle bir hayvanı nasıl sokağa salmış. Bunun hiçbir cezası olmayacakmı şimdi.
İzmir Bornova da günün her saatinde sokaklarda , kentin yesil alanlarinda yaban domuzları dolaşıyor. Ev bakcelerine giriyorlar onemli zararlara neden oluyorlar.Bir Koç a göre çok daha tehlikeli olan yaban domuzlarinin kentsel alanlardan uzaklastirimalari icin mutlaka bir yada birkac insanın zarar görmesi mi gerekiyor. Benzer olaylara şahit olanların durumu ilgili kurumlara bildirmeleri yararlı olacaktır.