Yükleniyor...
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Boğaziçi Mahallesi’nde koruma altındaki Bargilya Tuzlası Sulak Alanını da içine alan ve Ali Ağaoğlu tarafından yapılmak istenen tatil köyü projesine Milas Belediyesi tarafından inşaat ruhsatı verilmesi Doğaseverler, TMMOB Muğla İKK- TMMOB Bodrum İKK ve MUÇEP tarafından Milas Belediyesi önünde protesto edilirken, Milas Belediyesi verdiği yapı ruhsatlarını iptal ederek, yaptığı yanlıştan dönmeye davet edildi.

Belediye ana binası önünde toplanan kalabalık ve TMMOB Bodrum ve Muğla koordinasyon Kurulu adına ilk açıklamayı yapan Görkem Acar; “Ülkemizde canlılığını sürdüren son lagünlerden olan, yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan, birçok çeşitli su kuşunun habitatı olan Bargilya Tuzlası Sulak Alanında, Turizm Kenti yapılması amaçlı Akdeniz A.Ş tarafından hazırlanan Nihai ÇED raporuna 02.06.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “ÇED Olumludur” kararı verilmiştir. 01.07.2021 tarihinde TMMOB Muğla İl Koordinasyon Kurulu olarak Bakanlığa açmış olduğumuz davada; 27.10.2021 tarihinde mahkeme, taraflar ve bilirkişi heyetinin alanda yaptığı keşif sonucunda mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun lehimize olduğunu, “ÇED Olumlu” kararıyla ve 743.000 m2 inşaat alanı öngören projesiyle yapılaşmaya açılan bu özel koruma alanının geri dönülmez şekilde zarar göreceğini; bunun kabul edilemez bir durum olduğunu ve bu duruma engel olmak için mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olduğumuzu bildirmek için burada toplanmış bulunmaktayız.

Muğla Büyükşehir Belediyesinin de 22.10.2021 tarihi itibarıyla davamıza müdahil olduğunu belirtmek isteriz.
Dava sebeplerimize gelince:
Nihai ÇED raporunda geçersiz ve yanıltıcı bilgiler, eksiklikler ve hatalar olduğunu söyleyebiliriz. Bu yanlış bilgilerle hazırlanan ÇED raporu hukuka aykırıdır.
2001 yılında IBA tarafından tavizsiz korunması gereken kuş bölgesi, 2004 yılında Ulusal Sulak Alan Komisyonunca koruma kapsamına alınan alan, hem Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescilli; hem de Kesin Korunacak Hassas Alan olarak en yüksek seviyede doğal sit statüsüne sahiptir. Alanda aynı zamanda 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanları da bulunmaktadır. Çevre Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ve Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik ile koruma altında olup, yasanın 90.maddesi gereği kanun hükmünde olan, imzacısı ve tarafı olduğumuz Ramsar, Bern, Barcelona ve Biyoçeşitlilik Sözleşmeleri ile de mutlak korunması gereken bir alandır.

Nihai ÇED Raporunun 2013 yılı verileriyle hazırlandığı, raporun 2013 yılından kararın çıktığı Haziran 2021 tarihine kadar geçen 8 yıl içinde adeta donup kaldığı; güncel hiçbir veri, bilgi ve kurum görüşü içermediği ve hukuka aykırı olduğu apaçık ortadadır. Raporun Bakanlığa sunulduğu 25 Mayıs 2021 tarihinde onaylı olan 1/25000 Ölçekli Nazım İmar Planının, Nihai ÇED Raporunda yer almayarak değerlendirme sürecine dahil edilmediği; raporun sunulduğu tarihte onaylı olan Koruma Amaçlı 1/15000 ve 1/1000 Ölçekli İmar Planı Revizyonunda ise; öneri olarak bahsedildiği, dolayısıyla ÇED olumlu kararına esas incelemede üst ölçekli plan kararlarıyla uyumlu olmayan plan kararlarının esas alınmasının planlama ilkelerine aykırı olduğu tespit edilmiştir.

31.07.2019 tarihinde Ulusal Öneme Haiz Sulak Alanlar listesine giren “Metruk Tuzlası Sulak Alanı” Önemli Doğa Alanı içinde yer almaktadır.
“Tüm İmar Çalışmaları Durdurulmalı…
26.06.2021 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanan, 4167 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Milas İlçe sınırları içerisinde bulunan Tuzla Gölü ve Çevresi Doğal Sit Alanının Kesin Korunacak Hassas Alan ilan edilmesi sonucu “Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik” in 5.maddesi uyarınca mevcut imar planlarının yürütmesi durdurulmadır. Dava konusu alanının Sit statüsünün değiştirilip; kesin Korunacak Hassas Alan ilan edilmesiyle, artık bu özel koruma alanı için daha korumacı ilkeler getirilerek yeni bir koruma planı yapılıncaya kadar; tüm imar çalışmalarının durdurulması gerekmektedir.
Nihai ÇED Raporunda belirtildiği gibi şirketin tapulu proje alanı 3.399.860 m2 olup, yollar, refüjler, parklar, günübirlik alanlarla birlikte toplam proje alanı 4.454.395 m2 olduğu yazılmıştır. Şirkete ait tapulu olmayan 1.054.535 m2’lik alanın şirkete tahsisi ile ilgili bir belgeye raporda rastlanılmamıştır.

“Ekosistem Tahribatı Başlatılmıştır…
Raporda nüfus projeksiyonu yanlış yansıtılmış ve buna bağlı olarak gerek Bodrum-Milas karayoluna getireceği trafik yükü, gerekse kullanım suyu ihtiyacı ve atık su miktarı yanlış ve yanıltıcı bir şekilde hesaplanmıştır. Özellikle planlanan golf sahalarının sulanmasında kullanılması düşünülen ters Ozmos sistemi ile; deniz suyunun iç kesimlere ulaşmasını engelleyen bir bariyer olan sulak alanın zarar görmesi durumunda; deniz suyu kilometrelerce ilerleyerek içme, kullanma ve sulama kaynakları bozulacaktır. Projenin faaliyete geçmesi ve inşaat süreçlerin ile orman florası zarar görecek; makiler ve zeytin ağaçları kesilecektir. Bunun sonucunda ekolojik denge bozulacak, bazı türler tamamen veya kısmen yok olacaktır. Orman florasına verilecek zarar nedeniyle eğimin fazla olduğu yerlerde yağışlar sonucu erozyon, su baskını ve toprak kaybı yaşanacak; yapılan baraj ve yapay göletler yeraltı suyu, içme suyu ve tarım alanlarında kullanılan suyu azaltacaktır. Nitekim bilirkişi keşfinde görüldüğü üzere yatırımcı firma pervasızca izinsiz, ruhsatsız kaçak baraj ve yapay göletleri yaparak, akarsuların önünü keserek, ekosistem tahribatını halihazırda çoktan başlatmıştır.

25.03.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milas-Bodrum Tuzla Gölü Güneyi Turizm Merkezinin isminin ve sınırlarının Muğla-Milas-Bodrum Tuzla Gölü Turizm Merkezi olarak değiştirilmesine Milas Belediyesi tarafından 2012/4120 Esas No ile açılan dava; dava konusu Turizm Merkezinin tam merkezinde Uluslararası sözleşmelerle korunmuş Tuzla Sulak Alanının bulunduğu, dava konusu kararın planlama ve şehircilik ilkelerine, uluslararası sözleşmelere aykırı bulunduğu gerekçeleri ile Danıştay 14.Daire tarafından 15. 10.2015 tarihinde iptal edilmiştir. Söz konusu bölgenin Turizm Merkezi özelliği, buna bağlı olarak da Turizm Kenti olma özelliği ortadan kalkmıştır.

“Kamuoyu Yanıltılmak İstenmektedir…
Dava konusu kararın Nihai ÇED raporunda, Milas Belediyesi tarafından açılan bu davadan ve dava sonucundan hiç söz edilmemekte, proje alanının Turizm Merkezi olmadığı tamamen göz ardı edilerek; proje alanının hem Turizm Teşvik Kanunundan hem de Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik’ten gelen Turizm merkezi olma özellikleri kullanılarak haksız bir avantaj elde edilerek kamuoyu yanıltılmak istenmektedir. ÇED olumlu kararı üzerine henüz sonuçlanmayan 2 dava olmasına rağmen, projedeki bir parsel için ilk yapı ruhsatlarını vermiş olmasını ise hayretle karşıladığımızı belirtmek isteriz.

Bizler TMMOB mensubu olarak, teknik bilgi ile hareket eden; fenden ve bilimden uzak; kişisel çıkar ve rant için kentimizde gerçekleştirilecek ve kentimize zarar verecek tüm proje ve faaliyetlerin karşısında olduğumuzun altını çizerken; bu kentin sadece sakinleri değil, aynı zamanda sahipleri olarak; Tuzla Sulak Alanında gerçekleştirilmesi planlanan; basına yansıdığı şekliyle “Net Holding-Ağaoğlu Projesi’nin de rant ve çıkarlar doğrultusunda kentimize zarar verecek bir proje olduğunu; bu projenin gerçekleşmemesi için tüm teknik bilgimiz ve yasal haklarımızı kullanacağımızı bildirir; Milas Belediyesini bir an önce verdiği yapı ruhsatlarını iptal ederek, yaptığı yanlıştan geri dönmeye davet ederiz.
Bu özel doğa alanını gelecek kuşaklara koruyarak taşımak hepimizin görevidir” Dedi.
***********************************************************************************************************
MUÇEP adına açıklamayı ise Neşe Tuncer yaptı. Tuncer açıklamasına “Bargilya Tuzla Sulak Alanı hakkında yapacağımız bir açıklamayı kuşların, tuzcul çayırların, lagünün yanı başında değil de Milas Belediyesi önünde yapmak zorunda kaldığımız için üzgünüz” diyerek başladı ve sözlerini şöyle sürdürdü.

“Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki biz, Muğla Çevre Platformu, işleyiş metnimiz itibariyle “doğal varlıkların haklarının, biyolojik çeşitliliğin, ortak yaşam alanlarının korunması amacıyla, taraf olunan yerel, ulusal ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesinin sağlanması” önceliğinde bir araya gelmiş; bunun kültürel, toplumsal ve ekonomik yansımalarını ve etkilerini de dikkate alıp, gözeten bir sivil toplum örgütü olarak, hem kendi şehrimizin her köşesinde hem ulusal ölçekte uğraş vermekteyiz.
“Bu Proje Bargilya Sulak Alanının Ölüm Fermanıdır…
Biz binlerce yıllık tarihe dayanan ekolojik ve kültürel bağların hepimizin yaşamı açısından önemini kavramış bireyler olarak, şimdi burada Milas’ta, Milas sınırları içinde olmakla beraber ne sadece Milas’a ait olan ne de kaderi sadece halihazırdaki kamu yöneticilerine teslim edilebilecek bir alanın önemini yeniden hatırlatmak ve bu alanın ölüm fermanı niteliğindeki projeye geçiş izni verenlere karşı sözümüzü söylemek üzere buradayız.
Bu bağlamda ne demiştik ve ne soruyoruz:
Buradan bağlayarak, şunu soralım, siz hiç Milas Belediyesi’nden bu sulak alanın korunması, tanıtılması, yaşatılması hakkında, tamamen kendi çabaları ve girişimleri olan bir etkinlik, proje, plan duydunuz mu? Bargilya ve Kindye antik kentleriyle beraber tarihi 3500 yıl geriye giden bu alanın uluslararası tanıtımı, dolayısıyla bölge halkına ekonomik destek açısından bir çalışmaları var mı?

Fakat öbür yandan, bu alanın tüm değerleri ile ölüm fermanı olan, Net Holding-Ağaoğlu ortaklığında yapılmak istenen devasa “turizm kenti” projesine nasıl yaklaştıklarını, nasıl yeşil ışık yaktıklarını hepimiz duyduk değil mi? Projenin ÇED olumlu kararına karşı açılmış iki dava varken, 11 bilirkişi “ÇED olumlu kararı uygun değildir.” diye rapor vermişken, şimdi projeye nasıl ruhsat vermek zorunda kaldıklarını anlatacaklar. Ruhsat vermek zorunda kalmaları ama korumak zorunda kalmamaları çok ilginç değil mi?

Biz size faunası, florası, arkeolojik önemi, kültürel ve toplumsal bağları daha nice çok kıymetli hususu uzun uzun anlatabiliriz. Lakin şu sorunun altını çizerek bitireceğiz, bizlere, ruhsat vermek zorunda kaldıklarını anlatma çabasına girdikleri kadar, “onlara” korumak zorunda olduklarını ifade edebilselerdi… Ne dersiniz? Bununla da kalmıyor Sayın Muhammet Tokat…Milas’taki turizm potansiyelinin hayata geçirilmesi noktasında bu yıkım projesine karşı durulmaması gerektiğini söylüyor. Sözün bittiği yer…